Tags

, ,

Max Planck Society ev sahipliğinde Berlin Deklarasyonu’nun 10. yıl dönümü için düzenlenen Berlin Açık Erişim Konferansı konuşmacıları ve katılımcıları ile doyurucu, verimli bir toplantı oldu.  Politika yapıcılar, karar vericiler ve kurumların üst düzey temsilcileri katılımcılar arasındaydı. Bunun yanı sıra dünyada örnek uygulamalar sergileyen kişi ve kurumlardan da çağrılanlar vardı. Örneğin Kenya’da öğrenci advocacy çalışmaları, openaccess buton uygulamasını geliştiren öğrenci grupları gibi. Max Planck Society Direktörü, İngiltere Üniversiteler ve Bilimden sorumlu Bakan, Liege Üniversitesi Rektörü, Avrupa Araştırma Komisyonu Başkanı, COAR Başkanı gibi pek çok önemli isim bir aradaydı.

Türkiye’de gerçekleştirilen sayısız sunum, toplantı, oluşumlar, bunların çıktıları ve web ortamında yönlendirmeler sonucunda tek söyleyebildiğimiz birkaç iyi-ce uygulama olduğu ancak farkındalığın üst düzeye ulaştığı. Açık erişim konusunun paydaşları çok çeşitli olduğundan bu farkındalık düzeyinin her paydaş grubunda aynı seviyede olduğunu söylemek tabiki imkansız. Şimdiye kadar ki çalışmalar vb konusunda detaya girmek yerine ANKOS AEKA ve yapılan 2 Ulusal Açık Erişim çalıştayının sayfalarına ve bildirgelere bakılmasını öneririm. Konuyu bağlayacağım nokta ise bu gibi bir toplantıda Türkiye’de araştırma ve yüksek öğretim denince akla gelen kurumların üst düzey temsilcilerinin de bulunmalarının önemli olduğu. YÖK Bilgi İşlem Daire Başkanlığı’ndan temsilciler vardı. YÖK’ün başta tezler olmak üzere toplanan yayınların açık erişim standartlarına uygun bir platformda toplanması ve uygun olan içeriğin açık erişim olması gibi bir planı var anladığım kadarı ile. Bu nedenle toplantıda temsiliyet gösterdiler. Ülkemiz adına umut verici bir adım olarak değerlendiriyorum bunu. Toplantının programına bakılırsa neredeyse her ülkeden fon sağlayıcı kurumların temsilcileri de oradaydılar. Türkiye’den de Tübitak’ı görmeyi çok isterdim. İngiltere’de RCUK, Almanya’da DEF, Amerika’da NSF, Franda’dan da aynı biçimde temsilciler bu toplantıda vardı. Toplantıda ANKOS vardı diyebiliriz. Hem Başkan Ertuğrul Çimen Bey hem ben kişisel katkımızla oradaydık, ANKOS şapkamızı da taşıdık. Özyeğin olarak hem Türkiye’de açık erişim denince akla gelen isim ve kurumlardan biri olduğumuz hem COAR üyeliğimiz hem de Creative Commons Türkiye bağlantılarımız çerçevesinde bu toplantıda bulunmak kişisel ve kurumsal anlamda önem taşıyordu.

Toplantı sunumları paylaşılacak. Sonunda oluşturulan Berlin11 Deklarasyonu yakında web’de yerini alacak. Bunun dışında ben özellikle dikkatimi çeken, akılda kalan konularda notlarımı paylaşmak isterim.

  • Açık erişim politikalarında “requested language’den “required language” e geçmenin zamanının geldiği vurgulandı.
  • ORBİ modeli, Liege Üniversitesi’nde Rektör Rentier’in politikası örnek olarak gösterildi. Rektör Rentier’in göreve başladığında üniversitede ne üretildiğini bir çırpıda söyleyecek bir kişi veya sistem olmaması bu çalışmalarının itici gücü olmuş. Yukarıdan aşağıya işleyen bir politika ile işe başlayıp sürecin aşağıdan yukarıya işlediği bir yapı oluşturmuşlar. Rentier Liege’de mandate politikamız var ama zorunlu değil der. Kulağa çelişkili gelse de araştırmacılar yayınlarını ORBI ye koymamakta serbest ama ORBI’de olmayan yayın akademik değerlendirmeye alınmıyor. Zorunluluk yok ancak yayın yok kabul ediliyor.
  • Moody’nin konuşması etkileyiciydi. 10 sene önce bu çözümleri bulmuş, yeşil altın devam ediyoruz, yayıncıların birden bire kar marjlarından vazgeçmelerini de bekleyemezdik ama artık dönüşümün tamamlandığını zaman doldu diye ifade ediyor. Moody zamanında Elsevier Reed için çalışmış dolayısıyla bildiği yayıncı gerçekleri üzerinden konuştuğunu söyledi. Sunumundaki ZEN (Zero embargo period) çıkışı no ambargoyu destekleyici olduğu için alkışlandı. Yayıncılık faaliyeti için para istemenin sonunun geldiği ama katma değer hizmetler için ücretlendirmenin anlam ifade ettiğinden söz etti.
  • Fransa’nın tam açık erişimi destekleyen politikasının olmayışı, yeşil AE etrafında dönen aktivitelerine eleştiri geldi. Benzer yorumlar ICOLC toplantısında da gündeme gelmişti.
  • Max Plank AE dergi yayıncılığı ve yıllardır gold AE yi desteklemek üzere uyguladığı APC (article process cost) modeli ile övgü alıyor.
  • Açık erişimin farklı konu alanlarında farklı etkileri üzerine konuşuldu. En dikkati çeken konu SSH alanında ambargo süresinin uzun tutulmasının anormalliği. Özellikle Finch sonrası RCUK gibi kurumların STM de 12 ay, SSH de 24 ay ambargoya ok demesi eleştirildi. Bir de bu konuda Avrupa Araştırma Komisyonu başkanı komisyonunda SSH alanında online yapılan yayınların hala akademik değerinden şüphe eden bir kesimin olduğu, akademik değerlendirme süreçlerinde sorunlar olduğu notu var.
  • Openedition sunumunda Fransa openedition books ve openeditionmakale girişiminden söz etti. Aklımda kalan, kitapların bir versiyonu örneğin html ücretsiz herkesin erişimine açıkken, pdf veya epub gibi farklı format veya ortamlarda kullanılması gibi servisleri add-on sayması ve ücretlendirmesi oldu. Ana dili İngilizce olmayan ülkelerin yayıncılıkta karşılaştıkları sorunlara da değindi. Sadece İngilizce olmadığı için indekslere giremeyen sayısız prestijli, değerlei yayının olduğu dolayısıyla WOS vb indekslerin var olan bilginin çok azını kapsadığını söyledi. Buna benzer bir yorum Çin Akademisi’nin yaptığı sunumda da ana dili İngilizce olmayan kişilerin yayınlarının kabulunde karşılaştıkları sorunlar konuşuldu.
  • Toplantının önemli konuşmacılarından biri İngiltere Üniversite Ve Biimden sorumlu Bakan olarak Willetts idi. Willetts UK politikasının, Alman politikasının aksine hybris modeli desteklediği ve bunu full EA ye geçiş sürecini güçlendirdiğini savundu. Rentier’in yaptığı gibi de araştırmacılarına şunu veya bunu yap diyemeceğini de ekleyerek Liegie modelini de benimsemediği söylemiş oldu. Finch ile gündeme gelen hybrid yayıncılara apc ödemelerinin yayıncıların maliyetlerini karşılayacağını söyledi. Willetts salondan çok sayıda karşıt görüş ve soru aldı tabii ama gayet kararlı ve konuyu da bir o kadar bilen bir tavrı vardı.
  • Harvard ‘ın sunumunda kültür mirasının taşınması konusundaki inisiyatifleri, Digital Public Library (DPLA) projesi anlatıldı. http://cyber.law.harvard.edu/research/dpla  public domain olan kitapların yer aldığı bu sitede pek çok kısım var ama en dikkat çekici olanlarından biri de app ler. Bu arada konuşmasında açık erişimin söylenildiği gibi aboneliklerin kesilmesine, harcamaların azalmasına henüz bir katkısı bulunmadığını söylemişti. Buna karşılık salondan niye böyle düşünüyorsunuz sorusuna Harvard’ın sadece Elsevier dergilerine harcadığı miktar $2M diyerek yanıtına başladı.
  • Datanın tanımını netleştirmek gerek yorumları geldi. Data ve research ayrı politikalandırılmalı dendi.
  • Araştırmacılar için stick ve carrot ne? Liege örneğinin işlemesini sağlayan stick ve carrot konusu pek çok soru ve sunumda gündeme geldi. Bir de one size doesn’t fit all” en çok kullanılan sözlerden biri oldu.
  • Mike Taylor’ın konuşması da çok doyurucuydı. Açık erişime sadece ekonomik verimliliği artırıcı yönünden veya ücret açısından bakılmaması gerektiğini vurgulayan sunumunu http://t.co/KlRVH1McQw adresinde bulabilirsiniz.
  • Willinsky çok kısa konuştu ama konuyu eğitim, para, fikri haklar bağlamında özetledi. AE’nin eğitimin bir parçası olması gerektiği, Mooc’un AE’ye ve açık ders malzemelerine bağlanması gerektiği, öğrenci ders paketlerinin maliyetinin azaltılmasında bile AE nin rolü olduğu konularına değindi. Aslında paranın AE için bariyer olmadığını para zaten masada duruyor diyerek özetledi. Buna itirazlar ya da sorgulamalar geldi tabii ama Willinsky konunun paranın çok daha üstünde olduğundan, ahlaki ve eğitimsel yanının ağırlığından bahsetti.
  • Sondaki diyalogdan ise aklımda en çok kalan iki bilim adamından biri PLOS için biri de araştırma kurumu için çalışıyor. Araştırmacı Rentier’in alkış alan yaklaşımının şahsen kendisinde işlemeyeceğini, yukarıdan aşağıya yaptırımların araştırmacılar üzerinde ancak negatif etkisi olacağını söyledi. Bunu aşağıdan yukarı çalıştıracak uygulama veya politikaların benimsenmesi gerektiğini vurguladı. PLOS konuşmacısı Neylon gerçekten başarılı ve blogu izlenmesi gereken biri. Oturumlarda refer edilen postlarından biri: http://cameronneylon.net/blog/network-enabled-research/